Orta Asya’nın kadim ozanlık mirasını Anadolu’nun aşıklık geleneğine dönüştüren en hayati kültür merkezlerinden biri olan Erzurum, bu sahada pek çok kıymetli sanatçı yetiştirmiştir. Bu köklü geleneğin toplumsal etkisini yitirmeye başladığı bir devirde yetişen Narmanlı Aşık Sümmani, kendine has üslubuyla aşıklık sanatına yeni bir soluk ve heyecan katmıştır. Şiirlerini şahsi bir eda ile yorumlayarak Türk halk musikisine “Sümmani Ağzı” adıyla bilinen özgün bir makam armağan eden Aşık Sümmani gördüklerini, görünenin ardındaki derin manalarla harmanlayarak sunmuş, geleneği şahsi dokunuşlarıyla zenginleştirmiş ve halk edebiyatının vazgeçilmez köşe taşlarından biri olmuştur.